|
|
| |||||||||||||||||||||||||||
|
|
||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||
|
PKOS (Polikistik Over Sendromu) Polikistik, “birçok kist” anlamına gelir. PKOS’niz varsa, overlerinizde birçok küçük foliküller (kistler) gelişir. Ancak, bu foliküller çoğu kez tam olarak gelişmez. Dolayısıyla her ay yumurtlamazsınız. PKOS’li bazı kadınlar hiç yumurtlamaz. Ayrıca, overlerinizde ürettiğiniz hormonların dengesi de değişir. Normalden daha fazla testosteron (erkeklik hormonu) üretirsiniz. Yaklaşık olarak her 10 kadından 1’i belirli bir düzeyde PKOS geliştirir. Kesin nedeni bilinmemektedir. Birkaç etkenin rol oynaması olasıdır. İnsülin’in büyük bir etken olduğu düşünülmektedir. Vücudunuz (midenizin arkasındaki) pankreas bezinde insülin üretir. İnsülinin başlıca rolü, kanınızdaki şeker düzeyini kontrol altına almaktır. Esas olarak, kanınızdaki şeker düzeyi yükseldiğinde şekeri (glukozu) alan yağ ve kas dokuları üzerinde etki yapar. PKOS’li birçok kadında insülin direnci vardır. Bunun anlamı, kandaki şeker düzeyini kontrol altına alabilmek için kandaki insülin düzeyinin normalden daha yüksek olması gerektiğidir. Yüksek insülin düzeyleri (ya da overlerin insüline karşı anormal derecede duyarlı olması), overlerin çok fazla testosteron (erkeklik hormonu) üretmesine yol açar. Yüksek insülin ve testosteron düzeyleri, foliküllerin gelişmesini engeller. Bunun sonucunda da foliküller tam olarak gelişmeyebilir. Luteinising hormonu (LH) rol oynayabilir. Bu hormon hipofiz bezinde üretilir. LH,overlerin yumurtlamasını ve bazı hormonları üretmesini teşvik eder. LH düzeyinin yüksek olması overleri anormal yönde etkileyebilir. PKOS’li her 10 kadının yaklaşık 4’ünde yüksek LH düzeyi vardır. Genetik yapınız muhtemelen önemlidir. Bir veya daha fazla genin overlerinizi LH ya da insüline daha duyarlı yapması olasıdır. PKOS, tam olarak kalıtsal (irsî) olmamakla birlikte, bazı ailelerde çok sık görülebilir. Aşırı kilolu iseniz, katkısı olabilir. Aşırı yağ, insülin direncini daha kötüleştirir ve insülin düzeyinin yükselmesine yol açar. Ancak, PKOS de aşırı kiloya ve obesiteye katkısı olan bir neden olabilir. Çünkü, yüksek insülin düzeyleri de kilo artışına katkıda bulunabilir.
PKOS’nin semptomları ve sorunları nelerdir? Yumurtlamadığınız takdirde oluşan semptomlar: • Adet sorunları PKOS’li her 10 kadının yaklaşık 7’sinde görülür. Düzensiz ya da hafif adetlerin yanı sıra hiç adet olmaması da olasıdır. • Kısırlık sorunları - gebe kalabilmeniz için yumurtlamanız gerekir. Her ay yumurtlamayabilirsiniz. PKOS’li bazı kadınlar hiç yumurtlamazlar. PKOS, kısırlığın en yaygın nedenlerinden biridir. Fazla testosteron (erkeklik hormonu) ürettiğiniz takdirde oluşabilecek semptomlar • Tüylenme (hirsüt), PKOS’li kadınların yarısından fazlasında görülür. Tüylenme başlıca, yüzde, alt abdomende ve göğüste gerçekleşir. Bazı olgularda görülen tek semptom budur. • Sivilce (akne), normal ergenlik çağından sonra da devam edebilir. • Bazı olgularda kafadaki saçlarda incelme görülebilir.
Diğer semptomlar • Kilo artışı – PKOS’li her 10 kadından yaklaşık 4’ü aşırı kilolu ya da obezdir. • Depresyon ya da özsaygının düşmesi de diğer semptomların sonucu olarak ortaya çıkabilir. Semptomlar tipik olarak 10’lu yaşların sonlarında ya da 20’li yaşların başlarında başlar. PKOS’li her kadında bu semptomların hepsi görülmez. Örneğin, PKOS’li birçok kadında fazla tüylenme olmakla birlikte, adetler normaldir ve kısırlık görülmez.Semptomların şiddeti hafif ile ağır arasında değişebilir. Örneğin, istenmeyen tüylerin hafif düzeyde oluşması normal olup, hafif PKOS’li kadınlarda ne zaman anormale döndüğünü söylemek güçtür. Diğer uçta ise, ağır PKOS’nin belirgin tüylenmeye, kısırlığa ve obesiteye yol açabileceği bilinmektedir. Semptomlar, yıllar geçtikçe de değişebilir. Örneğin, orta yaşlarda sivilcenin daha az sorun çıkarması, ama tüylenmenin daha belirgin olması mümkündür. Tedavi sürecinde; Kilo verilmesi, PKOS’li kadınlarda yaygın olan yüksek insülin düzeylerinin düşürülmesine yardım eder. Bu da, testosteronu düşürme doğrultusunda ikincil bir etki yapar. Ardından, yumurtlama olasılığınız yükselir; varsa, adet ve kısırlık sorunlarınız düzelir. Ayrıca, tüylenme ve sivilce sorunları azalır. Şeker hastalığı, yüksek tansiyon vs. gibi uzun vadeli sorunlara ilişkin yüksek riskler de azalır. PKOS ve beslenme üzerine yapılan bazı çalışmalar; düşük karbonhidratlı bir diyet önerirken, bazı çalışmalar da insülin seviyesini kontrol etmek için düşük glisemik indeksli (GI) bir diyet önermektedir. GI (Glisemik Indeks ) Diyeti Bir gıdanın veya karbonhidratın glisemik indeksi onun kan şekerini yükseltme özelliğidir. Glisemik indeks 0 ile 100 arasında değişir. Glukozun değeri 100 kabul edilerek diğer karbonhidratların kan şekerini yükseltme gücü veya etkisi sıralanır. Glisemik indeksi yüksek gıdalar kan şekerini çok hızlı yükseltir ve bu nedenle kilo yapar. Eğer glisemik indeks düşükse, o gıda, kan şekerini yavaş ve daha az yükseltir. Bu tür gıdalar ise zayıflamak için çok faydalıdır. Protein ve yağlar için glisemik indeks söz konusu değildir. Kan şekerini çok yükselten karbonhidratlara yüksek glisemik indeksli, az yükseltenlere düşük glisemik indeksli karbonhidratlar denir.Yüksek glisemik indeksli karbonhidratlar kan şekerini çok arttırdığı gibi insülin hormonunu da çok yükseltirler. Glisemik İndeks Nasıl Hesaplanır? Düşük, Orta ve Yüksek Gİ Bir gıdanın Gİ’i 55’den az ise düşük, 56-69 arasında ise orta, >70 ise yüksek Gİ’li gıda denir. Yüksek GI’li gıdalar beyaz ekmek, pirinç, tatlı kekler ve pastalardır. Bir gıdaya un ve şeker girdikçe GI’i yükselir. Karpuz ise en yüksek GI’li meyvedir ve değeri 72’dir. Orta GI’li gıdalar ise tam tahıllar, bazı kekler, bazı tropikal meyveler (papaya ve ananas) dir. Düşük GI’li gıdalar ise sebzeler, meyvelerin çoğu ve tam tahıllardır. Kuru yemişler (badem, ceviz fındık) düşük GI’lidir. Süt ürünlerinin GI’i de düşüktür.
Glisemik İndeks Tablosu
Kahvaltı |
|
|||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||||||||||||||||||||